|
DERİ KANSERİNDEN KORUNMA
- Bütün dünyada deri kanseri en sık görülen kanser tipi olup, kanser
nedeniyle meydana gelen ölümlerin % 2’sini oluşturur. Başlıca üç tip deri
kanseri bulunur. Bunlar : Skuamöz hücreli karsinom (Melanoma olmayan deri
kanseri de denir), bazal hücreli karsinom ve melanomadır.
- Bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom deri kanserinin
en sık görülen iki tipidir. Genellikle iyi seyreden, kanserler içinde
en yüz güldürücü sonuçların alındığı kanser tipleridir.
- Melanoma ise daha saldırgan seyirli bir deri kanseri olup, diğerlerine
göre daha kötü huyludur.
- Ultraviyole (UV) ışını, radyasyona maruziyet yada derinin UV ışınına
duyarlı olmasının deri kanseri için risk faktörü olduğu bilinmektedir.
Bununla beraber maruziyetin tipi (yüksek şiddette, bazen ya da sürekli)
ve şekli (devamlı ya da aralıklı) deri kanserinin tipleri için değişik
olabilir.
- Deri kanserine yatkınlığı olan (kanser öcüsü lezyonların olması, hassas
deri tipi) kişilerde, derinin güneşe maruziyetinin azaltılması deri kanserinden
korunmada esas temeli oluşturmaktadır.
- UV ya da radyasyon maruziyeti ile deri kanserinin önlenmesi konuları
gözlem ve çalışmalara dayanmaktadır. Bu çalışmalara göre melanoma olmayan
deri kanserlerinde güneşe maruziyetin bir risk faktörü olduğu ortaya konmuştur.
Güneş ışınları ile derisi bronzlaşmayan ancak kolayca yanan kişilerin
kanser riski yüksektir.
- Ancak koruyucu krem veya giysiler kullanılarak UV radyasyon maruziyetini
veya maruziyet süresini azaltmanın melanoma olmayan deri kanserlerinde
kanser oluşum sıklığını azaltıp azaltmadığı kesin olarak bilinmemektedir.
- Düzenli olarak güneş önleyici kremlerin kullanılmasıyla solar keratoz
adı verilen ve skuamöz hücreli karsinomun öncülü olan lezyonların azaldığı
ve varolan lezyonların gerilediği gösterilmiştir.
- UV radyasyon maruziyeti ile melanomanın ilişkisi net olarak bilinmemektedir.
Zaman içinde yavaş yavaş güneş maruziyetine kıyasla aralıklı olarak ani
güneş maruziyetinin çok daha fazla hasar verici olduğu düşünülmektedir.
Özellikle çocukluk yada gençlikteki güneş ışığına ani maruziyetler çok
daha tehlikelidir. Güneş yanıklarına yönelik koruma amaçlı ürünlerin UV
radyasyon nedeniyle meydana gelen melanomayı önlemediği saptanmıştır.
Yanmaya meyilli deriye sahip olma, fazla sayıda iyi huylu melanostik yada
atipik benin olması gibi değiştirilemeyen faktörler de melanoma gelişimi
için risk faktörü oluşturmaktadır.
- UV radyasyon maruziyetinin azaltılmasında ki en iyi silah; güneşten
korunma konusunda eğitim yapılmasıdır. Bu yolla kişiler bilinçlendirilmekte
ve deri kanserlerinin gelişim riski azaltılabilmektedir.
- Melanoma ile ilişkili olarak kişinin kendi kendini muayenesinin, özellikle
riskli kişilerde yararlı olduğunu öne sürmüşlerdir.
- Izotretinoin, beta-karoten gibi kimyasal olarak önleyici ajanların
etkinliği, melanoma olmayan deri kanseri riski yüksek olan kişilerde değerlendirilmiştir.
Kseroderma pigmentozumlu hastalarda yüksek doz izotretinoin’in yeni kanserleri
önlediği gösterilmiştir. Ancak; önceden bazal hücreli karsinom nedeniyle
tedavi almış olan kişilerde uzun dönem izotretinoin tedavisinin yeni bazal
hücreli karsinomu önlemediği fakat ızotretinoin’in yan etkilerinin ortaya
çıktığı gösterilmiştir. Daha önceden melanoma olmayan deri kanseri nedeniyle
tedavi edilmiş hastalarda uzun dönem beta-karoten kullanılmasının yeni
deri kanseri gelişimini önlemede yararı olmadığı saptanmıştır.
- Günümüzde antikanserojen olarak popüler bir mineral olan selenyumun
da uzun süreli kullanılmasının basal hücreli yada squamöz hücreli karsinomu
önlemede ciddi bir etkisi olduğu gösterilememiştir.
MELANOMA OLMAYAN DERİ KANSERLERİNİN TANISI VE BELİRTİLERİ
Melanoma olmayan deri kanserleri erken tanınabilir mi ?
- Melanoma olmayan deri kanserleri erken tanınabilirler. Deri kanserlerinin
erken tanısında herkesin önemli bir rolü olabilir. Amerikan Kanser Cemiyeti,
kanser için yapılan kontrolleri 20-40 yaşları arasında 3 yılda bir, 40
yaş ve sonrasında her yıl olarak önermektedir.
- Aynı zamanda kendi cildinizi ayda bir kez muayene etmeniz de önemlidir.
Vücudunuzdaki ben, çil ve diğer lekelerin şekil, yapı ve renklerini bilmek,
bu yapılarda oluşması olası değişiklikleri fark etmek açısından önemlidir.
Kendi kendine muayene en iyi bir boy aynası ile yapılır. Görülmesi zor
olan bölgeler için küçük bir el aynası kullanılabilir. Bu muayenede sırtın
alt bölümü yada uylukların arkası gibi zor görülen yerlerin görülmesinde
bir başkası size yardımcı olabilir. Avuç içleri, ayak tabanları, sırtın
altı, bacakların arkası dahil bütün bölgeler muayene edilmelidir. Değişiklik
olduğunu düşündüğünüz bir bölgeyi doktorunuza göstermek faydalı olabilir.
Arkadaşlar veya aile üyeleride birbirlerinde gördükleri değişiklikleri
birbirlerine söyleyebilirler.
- Melanoma olmayan deri kanserlerinin çeşitli belirtileri mevcuttur.
Deride yeni meydana gelen ve büyüyen bir oluşum, leke, noktacık yada çıkıntı
veya 3 ay içinde düzelmeyen yanma hissi bu belirtilerden bazılarıdır.
- Bazal hücreli kanserler genellikle düz, sert ve soluk alanlar veya
küçük, kabarık, pembe/kırmızı, şeffaf, parlak alanlar şeklinde küçük zedelenmeler
sonrası kanayabilen oluşumlardır. Bu oluşumların üzerinde gözle görülür
düzensiz bir damar olabileceği gibi bunların merkezlerinde çökük bir alan
olup bu alan mavi, kahverengi yada siyah bölgeler içerebilir. Geniş bazal
hücreli kanserler kaşıntılı olabilir ya da soyulmuş bölgeler içerebilir.
- Skuamöz hücreli kanserler büyüyen şişlikler şeklinde genellikle kaba
yüzeyi olan yada yavaş büyüyen ve düz kırmızımtrak yamalar içeren oluşumlardır.
Sıklıkla ileri yaşta, güneşe maruz kalan bölgelerde iyileşmeyen yaralar
şeklinde görülür.
- Her iki tip melanoma olmayan deri kanseri de normal deriden çok hafif
değişiklikler içeren düzgün alanlar olarak başlayabilir.
Deride değişikliğe neden olabilen diğer kanserler nelerdir?
- Kanserlerin önemli bir kısmında hastalığın belirli aşamalarında derinin
tutulumuna bağlı ciltaltında şişlikler oluşabilir ve buna cilt metastazı
ismi verilir.
- Kaposi sarkomları genellikle küçük zedelenme tarzı oluşumlar şeklinde
başlayıp sonradan tümör dokusuna dönüşürler.
- Deriden başlayan bir lenf kanseri türü olan “mycosis fungoides” bir
döküntü tarzında kasıklarda ya da alt karın bölgesinde başlar. Deri allerjilerine
yada diğer tip deri irritasyonlarına benzer.
- Yumurtalık tümörleri de bazen deri altında şişlikler şeklinde ortaya
çıkabilir.
- Derinin sarkom adı verilen bir çeşit tümörü deri altında yaygın kitleler
şeklinde oluşur.
- Merkel hücreli tümörler kırmızı-mor nodüller ya da yaralar tarzında
görülebilir, yüzde ya da daha az sıklıkla kol ve bacaklarda oluşurlar.
Melanoma olmayan deri kanseri tanısı nasıl konur ?
- Deri kanseri olduğunuz konusunda bir şüpheniz varsa hekiminiz birkaç
test yaparak bu hastalığın var olup olmadığını ortaya koyacaktır.
- Hikaye ve Fizik Muayene : Genellikle ilk adımda, belirtiler ve risk
faktörleri ile ilgili bazı sorular sorarak hastanın tıbbi hikayesi oluşturulur.
Doktorunuz büyük olasılıkla yaşınızı, derideki bu problemin ilk defa ne
zaman ortaya çıktığını ve boyut yada görüntüsünde bir değişiklik olup
olmadığını sorgulayacaktır. Aynı zamanda geçmişte deri kanseri riskini
arttıran herhangi bir madde ile karşılaşılıp karşılaşılmadığı ve aileden
herhangi bir kişinin deri kanseri olup olmadığı da sorulacaktır.
- Doktorunuz; derideki lekenin boyut, şekil, renk ve dokusunu inceleyerek
burada kanama, pullanma, sınır düzensizliği olup olmadığını değerlendirilecektir.
Vücudun diğer bölgeleri deri kanseri ile ilişkili olabilecek noktalar
ve benler açısından değerlendirilir. Cilt lezyonlarına yakın bölgedeki;
vücudun iltihabi olaylarında savunma rolünü üstlenen ve bağışıklık sistemine
ait hücre topluluklarından oluşan lenf düğümü adı verilen yapılar incelenir.
Deri kanserleri lenf düğümlerine yayılabilirler. Böyle bir yayılım olduğunda,
lenf düğümleri büyür ve normalden daha sert bir hale gelirler.
- Deri Biyopsisi: Eğer doktorunuz melonoma olmayan deri kanserinden şüpheleniyorsa,
şüpheli bölgeden mikroskop altında incelenmek üzere parça almayı önerebilir.
Bu işleme deri biyopsisi adı verilir. Deri biyopsisinin alınabilmesi için
çeşitli yöntemler vardır. Hangi yöntemin seçileceği, deri kanserinin tipine,
vücuttaki yerine ve boyutuna göre değişir. Biyopsi sonucunda deride iz
kalır. Değişik metodlar değişik izler bıraktığından biyopsi öncesinde
doktorunuza biyopsi ve bırakacağı iz konusunda danışabilirsiniz.
- Deri biyopsisinin tüm örnekleri mikroskop altında incelenir. Deri örneği,
mikroskopta doku örneklerini inceleyerek tanı koyma konusunda eğitimli
olan bir patoloğa gönderilir.
MELANOMA TİPİ DERİ KANSERLERİNİN TANISI VE BELİRTİLERİ
Melanoma tipi deri kanseri erken tanınabilir mi ?
- Melanoma tipi deri kanserinin erken tanısı mümkündür. Önemli olan kişinin
hekime başvurduğu rutin kontrollerde, bu konuda deneyimli bir sağlık personeli
tarafından görülmesidir. Amerikan Kanser Cemiyeti, kanser ile ilişkili
rutin kontrollerin 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra her
yıl yapılmasını önermektedir.
- Aynı zamanda kişinin kendi kendini her ay düzenli olarak deri muayenesi
yapması da çok önemlidir. Vücutta bulunan ben, çil ve diğer lekelerin
şekil, yapı ve renklerini bilmek, bu yapılarda oluşması olası değişiklikleri
fark etmek açısından oldukça önemlidir. Boy aynası kendi kendine muayenede
kullanılacak en önemli yardımcıdır. Görülmesi zor olan bölgeler için ayrıca
küçük bir el aynası kullanılabilir. Bu muayenede vücudun zor görülen yerlerin
görülmesinde bir başka kişi yardımcı olabilir. Avuç içleri, ayak tabanları,
sırtın altı, bacakların arkası dahil bütün bölgeler muayene edilmelidir.
Değişiklik olduğu düşünülen bir bölgeyi doktora göstermek faydalı olabilir.
Arkadaşlar veya aile üyeleri de birbirlerinde gördükleri çil, ben veya
lekelerdeki değişiklikleri birbirlerine söyleyebilirler. Ayrıca erkeklerde
her 3 melanomanın 1 tanesinin sırtta oluştuğu unutulmamalıdır.
- Derideki küçük lekelerin boyut, şekil ya da renk değişiklikleri dikkatle
değerlendirilmelidir. Deride yanma tarzında hassasiyet, şişlik, lekeli
görünüm ya da başka bir değişiklik olup derinin görüntüsünde kişide kanser
belirtisi olabileceğine dair bir his oluşabilir. Deride pullanma, kabuklanma
olabilir; sızdırma ya da kanama görülebilir. Bölge kaşıntılı, ağrılı yada
hassas olabilir. Kızarıklık ve şişlik gelişebilir. Bu tür şikayetlerin
genellikle kanserle ilişkisi olmadığı bilinmeli, fakat doktora da bu konuda
danışılmalıdır.
- İyi huylu benlerin melanomaya dönüşme riskinin olması nedeni ile melanoma
ile normal bir ben arasındaki farklar bilinmelidir. Fakat bu farkları
her zaman kolaylıkla anlatmak mümkün olmadığından şüpheli bir durumda
mutlaka doktora başvurun.
- Normal bir benin genellikle her tarafı eşit renkte olup; renkleri kahverengi,
koyu sarı yada siyah olabilir. Benler deri ile aynı yüzeyde düzgün olabileceği
gibi kalkık da olabilir. Oval veya yuvarlak şekilli olabilirler. Çapları
çoğunlukla 6 mm’den küçüktürler. Ben doğumda var olabilir, çocukluk ya
da erken gençlikte ortaya çıkabilir. Özellikle güneşe maruz kalan yerlerde
birkaç ben aynı zamanda ortaya çıkabilir. Bir ben oluştuktan sonra, genellikle
boyutunu, rengini ve şeklini korur. İnsanlar yaşlandıkça benlerin rengi
solup kaybolabilir. İnsanların çoğunda benler vardır ve bunların çoğu
zararsızdır. Ancak bir bende meydana gelen değişiklikleri özellikle melanoma
açısından bilmek önemlidir. Melanomanın kişi tarafından tanınabilmesi
için önemli noktalar aşağıda kısaca anlatılmaktadır.
Melanomanın belirti ve bulguları :
- Normal bir ben, melanomadan ABCD kuralı ile ayrılır. ABCD kuralı belli
özelliklerin ingilizce baş harflerinden oluşmaktadır. [A: asimetri, B:
sınır (border), C: renk (color), D: çap (diameter)].
- Asimetri : Benin bir yarısının diğer yarısından daha büyük olmasıdır.
- Sınır düzensizliği :Benin kenarlarının düzensiz olmasıdır.
- Renk: Ben üzerindeki renk eşit değilse; ben üzerinde yama tarzlı siyah,
kahverengi, bronz ve bazen mavi, kırmızı ya da beyaz alanlar bulunması
önemlidir.
- Çap: Ben 6 mm’den büyük ise önemlidir. Ancak son yıllarda bilinçlenme
ve erken tanı sayesinde hekimler 3-6 mm arasında melanomalara da rastlamaktadırlar.
Bunu da akılda tutmak gereklidir.
- Melanomanın diğer önemli bulguları arasında boyut, şekil ve renk değişikliği
bulunur. ABCD kuralı melanomaların hepsi için geçerli değildir. Bu nedenle
benleri iyi gözlemek ve değişiklikleri farketmek önemlidir.
Melanoma tanısı nasıl koyulur ?
- Derinin bir bölümündeki anormal bir görüntü nedeniyle deri kanserinden
şüpheleniliyorsa, bu durumun deri kanseri veya derinin diğer hastalıkları
ile ilişkili olup olmadığının anlaşılması için hekime başvurulmalıdır.
Doktor tarafından tanı konması için gerekli muayene, bilgi toplanması
ve tetkikler yapılacaktır.
- Hikaye ve Fizik Muayene: İlk etapta genellikle tıbbi hikaye alınır.
Doktor olasılıkla yaş, derideki hastalığın ilk defa ne zaman oluştuğu
ve zaman içinde değişip değişmediği gibi bazı sorular sorabilir. Aynı
zamanda deri kanseri sebebi olabilecek etkenlerle daha önce karşılaşılıp
karşılaşılmadığı, ailede deri kanseri olup olmadığı da sorulabilir. Fizik
muayene sırasında; deri hastalığının büyüklüğü, şekli, rengi ve bu bölgenin
dokusu ile burada kanama yada soyulma olup olmadığı incelenecektir. Ayrıca
vücudun diğer bölümleri de deri kanseri ile ilişkili olabilecek diğer
hastalıklar yönünden de incelenecektir. Doktor, başta hastalıklı deri
bölgesi yakınında bulunanlar olmak üzere kasık, koltuk altı ve boyundaki
lenf düğümlerini de muayene edecektir. Büyümüş lenf düğümleri melanomanın
yayılmış olabileceğinin habercisi olabilir.
- Deri biyopsisi: Eğer doktor melonomadan şüpheleniyorsa, şüpheli bölgeden
mikroskop altında incelenmek üzere parça almayı önerecektir. Bu işleme
deri biyopsisi adı verilir. Deri biyopsisinin alınabilmesi için çeşitli
yöntemler vardır. Hangi yöntemin seçileceği, deri kanserinin vücuttaki
yerine ve boyutuna göre değişir. Biyopsi sonucunda deride iz kalır. Değişik
metodlar değişik izler bıraktığından biyopsi öncesinde doktorunuza biyopsi
ve bırakacağı iz konusunda danışabilirsiniz. Deri biyopsisinin tüm örnekleri
mikroskop altında incelenir. Deri örneği, mikroskopta doku örneklerini
inceleyerek tanı koyma konusunda eğitimli olan bir patoloğa gönderilir.
Bütün deri biyopsileri, biyopsi alınacak olan bölge uyuşturularak yapılır.
Biyopsi sırasında ince bir iğnenin batması ile birlikte bir dakikadan
az süren bir basınç hissi ve ağrı olmaksızın hafif yanma hissedebilirsiniz.
İşlemin iz dışında ciddi bir yan etkisi bulunmamaktadır.
Melanoma deri kanseri nasıl evrelendirilir ?
- Evrelendirme işlemi, bir kanserin yaygınlığının belirlenmesidir. Bu
işlemde tümörün boyutunun yanında diğer organlara yayılım durumuda belirlenir.
Evrelendirme, bir kanserin ne kadar yayıldığını özetleyen standart bir
yoldur.
- Melanomanın evrelendirilmesinde sıklıkla TNM sistemi kullanılır. Bu
sistemde her kansere bir T kategorisi, bir N kategorisi, bir de M kategorisi
belirlenir. T kategorisinde genellikle tümörün kalınlığı ile birlikte
melanomayı kaplayan derinin var olup olmadığı belirlenir. N kategorisinde
melanomanın lenf düğümlerine (vücudumuzda enfeksiyon veya kanserlerle
savaşta kullanılan, küçük, fasulye şekilli immun sistem hücre toplulukları)
yayılıp yayılmadığı ile birlikte aynı zamanda lenf düğümlerine giden yollarda
yayılım olup olmadığı incelenir. M kategorisinde uzak organlara yayılım
olup olmadığı belirlenir.
- TNM evrelendirmesinde tümör, lenf düğümü ve uzak yayılım durumu birleştirilerek
değerlendirilir ve evre gruplaması yapılır. Evreler 0 ile IV arasında
romen rakamları kullanılarak oluşturulur.
- Melanomanın lenf düğümü yada uzak organlara yayılıp yayılmadığı bazı
test ve yöntemlerle belirlenir.
- Deri biyopsisinin incelenmesi: Mikroskop altında melanomanın boyutlarının
ölçülmesi önemlidir çünkü tümörün kalınlığının hastanın sağkalımı ve hastalığın
gidişatını belirlediği düşünülmektedir. Deri biyopsi örneğini inceleyen
patolog, mikrometre adı verilen ve küçük bir cetvele benzeyen bir aletle
mikroskop altında melanomanın kalınlığını ölçer. Bu yönteme Breslow ölçüm
yöntemi denir. Melanoma ne kadar ince ise sağkalım ve hastalığın gidişatı
o kadar iyidir. Genellikle 1 mm’den derin olmayan melanomaların yayılım
şansı çok azdır. Melanoma kalınlaştıkça yayılma şansı artar. Melanomanın
kalınlığı aynı zamanda tedavi seçeneğini de belirler. Bir başka sistemde;
melanomanın kalınlığı deri katmanlarına yayılımı ile değerlendirilir.
Clark derecelendirmesi adı verilen bu sistemde evreler I’den V’e kadar
sınıflandırılır. (rakam arttıkça melanoma derinleşir.) Buna göre Clark
I’de kanser epidermisde, Clark II’de dermisin üst kısmını kaplamaya başlamış,
Clark III’de dermisin üst kısmını tamamen kaplamış, Clark IV’de dermisin
altını kaplamış ve Clark V’de cilt altı dokuya geçmiştir. En yeni sınıflandırma
sistemi Breslow kalınlık ölçümü sistemi olup bu sistem Clark evrelendirmesinin
yerini almıştır. Bu sistem gerek kalınlık ölçümünün daha kolay oluşu gerekse
patologun kararına daha az bağımlı olduğundan daha pratiktir. Ancak bazen
Breslow ölçümü ile yapılan değerlendirme Clark sistemi ile karşılaştırıldığında,
Clark sistemi ile yapılan değerlendirmenin aynı tümör için daha ileri
evrede olduğu görülmektedir. Bu nedenle melanomanın deride yaygınlığının
değerlendirilmesinde her iki sistemde kullanılabilir.
Uzak organ yayılımını araştıran test ve yöntemler nelerdir?
- İnce iğne aspirasyon biyopsisi: İnce iğne aspirasyon biyopsisinde (İİAB),
ince iğnesi olan bir enjektör yardımı ile tümörden çok küçük parçacıklar
alınır. Bu işlemde kullanılan iğne, damardan kan alınırken kullanılan
iğneden daha küçüktür. Biyopsi alanının uyuşturulması için bölgesel anestezi
bazen kullanılır. Bu yöntem çok nadiren acı verir ve genellikle yerinde
iz bırakmaz. İİAB, şüpheli deri kanserlerinde değil, melanomaya yakın
olan lenf düğümlerine kanser yayılımı olup olmadığının gösterilmesi için
kullanılır. Bazen özel bir X-ışını tekniği olan bilgisayarlı tomografi
eşliğinde kılavuz bir iğne kullanılarak akciğer yada karaciğer gibi iç
organlardaki tümörlerden örnek alınır. Eğer doktor melanomanın yayılımından
şüpheleniyorsa bu testi yapmayı önerecektir.
- Eksizyonel lenf düğümü biyopsisi: Normalden fazla büyümüş olan lenf
düğümlerinin deriye açılan ince ve küçük bir kesi yoluyla alınması işlemi
olup bölgesel anestezi ile alan uyuşturularak yapılır. Bu işlem genellikle
lenf düğümlerinin büyümesi nedeniyle melanoma yayılımından şüphelenilen
ancak ince iğne aspirasyon biyopsisinde melanomanın saptanamadığı durumlarda
yapılır.
- Sentinel lenf düğümü biyopsisi: Bu yöntem yeni ve gelecek vadeden bir
yöntem olup henüz standart kullanıma girmediğinden bu konuda tüm doktorlar
arasında fikir birliği bulunmamaktadır. Bu yöntemle melanomanın olduğu
bölgedeki lenf akımını temizleyen ilk lenf düğümleri tespit edilerek buraya
yayılım olup olmadığı saptanır çünkü eğer yayılım varsa öncelikle bu lenf
düğümleri tutulacaktır. Bu yöntemde cerrah zararsız mavi bir boya ya da
kimyasal radyoaktif bir maddeyi melanoma bölgesine enjekte eder. 1 saat
sonra lenf düğümleri kontrol edilerek en yakın lenf düğümü saptanır. Eğer
mavi boya kullanılıyorsa boyanma çıplak gözle de görülebilir. Radyoaktif
maddenin kullanıldığı durumlarda bir Geiger sayıcısı kullanılır. Sentinel
lenf düğümü denilen ve bölgeyi temizleyen ilk lenf düğümü saptanınca,
bu lenf düğümü mikroskopik inceleme için çıkarılır. Bu lenf düğümünde
kanser varlığı gösterilirse bölgede geriye kalan tüm lenf düğümleri çıkarılır.
Eğer sentinel lenf düğümünde kanser yoksa diğer lenf düğümlerinin çıkarılmasına
gerek kalmaz. Melanomanın yakınındaki bir lenf düğümü büyümüşse sentinel
lenf düğümü aranmaksızın büyüyen lenf düğümüne ince iğne aspirasyonu yada
lenf düğümü eksizyonel biyopsisi yapılır.
|